Bugun...
Bizi izleyin:


HÜLYA İSKİFOĞLU


Facebookta Paylaş









Düşündüğün Gibi Değil
Tarih: 26-04-2019 19:11:00 Güncelleme: 26-04-2019 19:11:00


Düşündüğün Gibi Değil

Bir duygu ve düşünceyi anlatmanın ve anlamlandırmanın en kestirme yolu, yettiğince doğru kelimeleri seçmek ve doğru ifade edebilmek olsa gerektir.

Zihnimizde katbekat yazmaktan daha hızlı olan duygu ve düşünceleri kaleme almak, ya da dilimizin döndüğünce anlatmaya çalışmak, kelimelerin karşıladığı ve örtüştüğü ölçüde doğru ifade etmeyi gerektirir.

Aklınızdan geçen onlarca cümleyi kıyısından köşesinden yakalayıp, yazım kurallarına göre estetize ederek anlatmak istediğiniz konuyu inşa edip ardından kelimelerin muhakemesini ve muhasebesini yaparsınız. Böylece duygularınız tamlanan, kelimeleriniz de tamlayan oluverir.

Çoğu zaman zihninizde ışık hızıyla geçen düşünceleri, "Hangisini kaleme alsam?" diye düşüne dururken, yazmaktan daha kolay olan düşünmeye yönelerek ister istemez üşengeçlik yolunu da seçebilirsiniz.

Bu kadar önem arz eden bir mevzuyu, yani bir konu hakkındaki duygu ve düşüncelerinizi, edebi kurallar içeren bir yazıya bürüyerek okura ya da muhatabına sunabilmek elbette biraz "cesaret”i gerektirir. Cesaret duygusu, bir düşünceyi ve duyguyu doğru ifade edebilmek için, yazım ve anlatımda geniş kelime hazinesi gerektirse de, uçsuz bucaksız duyguların ifadesi ve izahları konusunda, kelimeler yine de kifayetsiz kalabilir.

Bazen anlatmak istediğimiz bir duygu ve düşünceyi ifade biçimi, muhataplarımızın kendi kelimelerince algılamalarının ve anlaşılmamızın ötesine geçmez. Böyle bir durumda sorunların çözülmesi noktasında sıkıntı oluşması olasıdır. Ne ki, Mevlana gibi bir erenin bile bu husustan nasıl muzdarip ve şikâyetçi olduğu bilinir. Ne diyor, büyük zat: “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.”

Aynen bu sözdeki gibi duyguların, düşüncelerde formalize olması ve kelimelerce giydirilmesi ölçü tutmaz bazen... Ya fazla gelir, ya eksik kalır kelimeler, tamlayamaz, karşılayamaz duyguları tam olarak... Bazen de öyle bir kelimeye denk gelirsiniz ki, "Bir duygu bundan daha güzel ifade edilemez!" dersiniz.

Bu bağlamda konuya girmenin tam da sırasıyken, aynı noktada takılıp kalmak, asıl anlatmak istediğiniz mevzuya girmemek, okuru ya da muhatabınızı meraklandırdığı gibi, anlatmak istediğinizden ve anlaşılmaktan da uzak kılar. Aslında duygu deryasında, konunun tam da içerisinde seyir alan düşünceler, anlatmak istediğim konudan çok da uzak değildir.

Konuya dair bilim adamlarının, duygular üzerinde yapmış oldukları bilimsel bir araştırma, yüz yirmiyi aşkın duygu çeşidi olduğunu gösterir. Bu rakam duyguların sadece tespit edilen kısmını gösterir. Hissettiğimiz ve kendimizi ifade yolunda doğru tanımlayamadığımız her duygu, rakamsal olarak ne yazık ki on- on beşi geçmeyecek kadardır. Belli başlı olarak sıralamaya kalksak, günlük yaşantımızda ve düşünce dünyamızda, bilişsel ve psikolojik olarak hissedilen ve çoğu zaman doğru ifade edilemeyen veya doğru ifade edilip de doğru algılanamayan duygu çeşitleri; "korku, öfke, kızgınlık, endişe, merak, heyecan, üzüntü, hüzün, sevinç, huzur, mutluluk vs." gibi duygulardır. Dört temel ana duygudan biri olan "korku" duygusu, insanın, korunma, barınma, istek ve arzularının olduğu temel ihtiyaçlarına binaen varlığını sürdürebilmeğe yönelik meydana gelen bir duygudur. Tüm bu ihtiyaçları karşılayamama durumu, hayatta kalma açısından tehlike ve risk oluşturacağından, "korku" ve "endişe" duygusuna neden olur. "Korku" ve "endişe" duygusu, karşılıklı etkileşim ve iletişimde doğru ifade edilemediğinde, "öfke" ve "kızgınlık" duyguları ile ifade biçimine dönüşerek, toplulukları ve toplumları kaosa ve savaşa sürükler... Konuyu biraz daha minimize ederek anlatmaya çalışacak olursak, menfi çıkarların, duygular üzerinde aktive oluşu ve yanlış ifade biçimi, bireysel çatışmalara sebebiyet verdiği görülür. İşte duyguları doğru ifade etmenin gerekliliği bu noktada önem arz eder.

Kızgınlık ve öfkeye dönüşen, basit bir "merak ve endişe" duygusu, doğru ifade edilmediğinde sorunu daha da tırmandırır.

Bilişsel ve psikolojik boyutta bütün bunları yaşarken bir de kelimelerle cebelleşir dururuz. Sınırlıdır kelimeler, sınır koyar böylelikle meramımızı ifadeye... Onlarca kelimeyi içerisine hapseden kavramlar bile yetersiz kalır bazen anlatmak istediklerinizi anlatmaya... Kelimelerden katbekat zengindir duygular... Kelime sayısının en fazla olduğu bir lügat bile, milyonlarca nüansa mukabil duygularımızı, iç dünyamızı ifade edemez. " Kelime, manayı boğan bir gömlek" der, Necip Fazıl... Şair, bu söyleminde bize bir nevi kelimelerle olan mücadelesini gösterir. Ve yine,

"Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;

Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!”

der merhum Akif... Orhan Veli ise, kelimelerin kifayetsizliğinden anlatamaz derdini, şiirin tav olduğu duygularında... Tabiri caizse, kelimelerle bir mücadele sonrası doğar bütün şiirler. Yine de içten içe yaşadığımız o deruni duyguları tam olarak karşılayamaz. Bu bağlamda "susmak", en çok söylemektir belki de...

"Kelimeler, düşmanıdır duyguların" desem, abartmış olacağımı hiç sanmıyorum ve düşünmüyorum. Düşünsem de çok geçtir artık... Zira söz ağızdan çıkmıştır bir kere, geri dönme ihtimali de yoktur. Hele ki kaleme aldıysam ve o söz, okurlarıma doğru yol aldıysa, artık üstüme tescillenmiş demektir. Bundan sonra, "Yok ben öyle demek istememiştim!" demek suretiyle kelimeleri çırpındırmanın da bir manası kalmaz!

Bir durum ve haksızlık karşısında, ifade ettiğiniz duygularımız, muhataplarınızca anlaşılmamak üzere algılanıyor ve direnç gösteriyor ise, o zaman da "susmanın" kendimize yapacağımız en büyük iyilik olduğunu, kelimelerin "kifayetsiz" kalışından anlarız, vesselam...

Bir sonraki yazımda buluşmak dileğim ile desem de, gördüğünüz üzere her şey, "düşündüğünüz gibi olmuyor!"



Bu yazı 1276 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
81 Okunma
76 Okunma
74 Okunma
70 Okunma
62 Okunma
60 Okunma
57 Okunma
57 Okunma
56 Okunma
56 Okunma
55 Okunma
55 Okunma
543 Okunma
520 Okunma
402 Okunma
242 Okunma
229 Okunma
223 Okunma
221 Okunma
217 Okunma
187 Okunma
163 Okunma
133 Okunma
132 Okunma
2211 Okunma
1309 Okunma
1205 Okunma
1012 Okunma
918 Okunma
858 Okunma
778 Okunma
722 Okunma
709 Okunma
694 Okunma
644 Okunma
543 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
  • YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Atatürk
    Atatürk
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Haber Paketleri Tv Reklamı
    Haber Paketleri Tv Reklamı
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Osmanlı
    Osmanlı
VİDEO GALERİ
YUKARI