Bugun...
Bizi izleyin:


ŞEHRAZAT YASTIMAN


Facebookta Paylaş









Çinliler Yarasa Yerken, Bizler Yıllarca Hep Çinlileri Yedik!
Tarih: 08-08-2020 00:25:00 Güncelleme: 08-08-2020 00:25:00


Çinliler Yarasa Yerken, Bizler Yıllarca Hep Çinlileri Yedik!

İlk çağlardan beri insanlar, ilgi alanlarını hep bir konu üzerinde yoğunlaştırmış bütün çaba ve incelemelerinin kaynağına da yine aynı neden yön vermiştir. Sözgelimi; yıldızlar incelenmiş, ayın, gezegenlerin konumu her zaman merak konusu olmuştur. Özellikle astronomide ileri giden Babiller, bu araştırmaları neden yapmıştır sizce? Ya da İnkalar, Mayalar niye bu kadar gökbilimine merak sarmış ve çeşitli takvimler geliştirmişlerdir dersiniz? Peki Mısırlılar Nil’deki gel-git olaylarını niye takip etmişlerdi? Çünkü gökyüzündeki hareketlere göre tarım yapıldı ve ekonomi buna göre ayarlandı. Yani tarım demek ekonomi demekti! Ekonomi demek güç demekti!

Diğer taraftan, ne sebeple insanoğlu, bir parça toprak için bu kadar kan dökmüş, nice savaşlar vermiştir? İnsanoğlu çağlar boyunca hep ekmek derdine düşmüştür. Buğday insanın her dem en önemli gıda maddesi, vazgeçilmezi olmuştur. İnsanoğlu ele geçirdiği toprakları hemen ekip dikmeye başlamıştır. Tarımla topraklarını sahiplenmiş ve korumuştur. Tarım demek en başta hububat demektir. Hububat denilince de ilk akla gelen buğdaydır. İnsanoğlu ele geçirdiği topraklara ilk olarak buğday ekmiştir. M.Ö. 12. Binde ilk mabed Göbeklitepe yakınlarında tarihin en eski buğday tohumları ele geçirilmiştir. Eski zaman yolcuları, taşlara duvarlara hep buğdayı resmetmişlerdir. Sümer’de, Babil’de, Mısır’da ve dahi daha pek çok medeniyetde buğday tasvirleri taşlara, çeşitli objelere özenle işlenmiştir. Hatta eski Mısır’da pek değerli olan buğday ve zenginlerin sofrasını süsleyen ekmek, bir süre para yerine kullanılmıştır. Ta o zamanlardan bugüne dek gıda özellikle de buğday ekonomiyi şekillendirmiştir. Ekmek kavgası dediğimiz savaş işte bu nedenle verilmiştir.

Savaşlar her zaman olmuştur ve olacaktır. Halen de çeşitli sebeplerle yapılmaktadır; ancak ikinci çeyreğinden itibaren bu yüzyılın savaşları teknolojik gıda savaşları olacaktır. Ayrıca ekonomi ve ekoloji savaşlarını da göz ardı etmemek gerekmektedir. Ordu savaşları, günümüzde yerini yavaş yavaş şirket savaşlarına bırakarak, en güçlü olanın, ekonomiyi ele geçirenin dünyayı yönetme çabasına dönüşmüştür. Silah-ilaç-gıda Bermuda Şeytan Üçgeni ile insanlar bir girdaba çekilerek yok edilmektedir. Günümüzde insanı yok etmeye çalışanlar, buna onun için en değerlisinden başlayarak, dirhem dirhem, kanıyla canıyla oynamaya, hasta ederek öldürmeye başlamışlardır. Biz bu yazımızda bunlardan gıdayı, onun içinde de sadece bir tanesini; fakat kanımca en önemlisini, buğdayı ve ondan elde edilen ekmeği konu edineceğiz. Bireylerin, nasıl hissettirilmeden, sinsice canına kastedildiğini inceleyeceğiz.

Peki bu nasıl olmaktadır?

GDO’suyla oynandığı yetmeyen buğdayın yanına, ekstra madde ilavesiyle, insanın canını alma garantisi getirilmiştir. Bu da midede dahi öğütülmeyip dışarı atılan insan saç teliyle sağlanmaktadır. Bu işi Çin üstlenmiştir. Bunu da, dünyanın % 98’ine kendi berberlerince yerden süpürülüp toplanan ve fabrikalarında işlem görüp toz hale getirilerek dünyaya sunulan; sonrasında her milletin un fabrikalarında mecbur tutularak unlara katılan; en tehlikeli madde olan, sistein maddesiyle sağlamaktadır (bkz. video vimeo.com/77845113). İnsan ne yerse odur. Bizler yıllarca Çinlilerin saç tellerini unların ve ekmeklerin içinde yedik. Yani biz yıllarca Çinlileri yedik!...

Nasıl mı?

Sistein, kaz tüyünden, domuz kılından ya da en ucuz haliyle erkeklerin saç telinden elde edilen ve hamurun kabarmasını, iyi, pofuduk, dolgun görünmesini sağlayan katkı maddesidir. Normalde vücuda giren saç teli ve tırnak mide tarafından öğütülemez; aynen dışarı atılır; fakat toz hale getirilen saç kılları vücudun çeşitli yerlerine giderler ve oradan da atılamayarak kanser hücrelerine dönüşürler. Çağımızın vebası kanserdir. Bu yolla acı çekerek, dehşet içinde ölümler gerçekleşmektedir. İkinci binin başında dünya genelinde ölümlerin % 13’ü, yani yaklaşık olarak 7.4 milyon insan kanserden ölmüşken, 2030’lara gelindiğinde yılda 12 milyondan fazla kişinin yaşamını yitireceği tahmin edilmektedir (www.who.int/mediacentre/factsheets). Kimyasal çağ, bir ahtapot gibi, 19. yüzyılda dünyayı sarmaya başlamış olsa da zararları 20. yüzyılda kendini göstermiştir. Asıl vurucu darbesi ise bu asırda gerçekleşmektedir.

Ülkemizde sisteinin zararları çeşitli platformlarda dile getirilmiş; fakat halen bu konuda gerekli önlemler tam olarak alınamamıştır. Bilakis, bu konularda konuşmak dahi suç olmuştur. İlaç,

kimya, silah, enerji gibi gücü elinde tutan firma ve kişiler bu konuyu da istedikleri gibi yönlendirmekte ve bu konuda kanun çıkartabilecek kadar da hırslanmaktadırlar. Bu noktada kimler ve hangi şirketler, konunun gündeme gelmesine karşı çıkıyorlarsa gözler o tarafa çevrilmelidir. Oynanan oyunlar insan üzerinedir. İnsanlar ölmektedir! Ölen alelade bir varlık değil; Allah’ın özene bezene mükemmel olarak yarattığı insandır! Benim umurumda değil, diyemez hiçbir ademoğlu! Herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır karınca kararınca…

Kendimiz ve ailemiz adına ne yapabilirizi ele alalım mesela. Bunun için bir karar vermek zorundayız. Neden mi? Ya konforu ya da sağlığımızı tercih etmek adına yola çıkacağız çünkü. İkisinden birinden vazgeçeceğiz. Her ne varsa hazır ve makine yapımı ürünlere o kadar alıştık ki, zamanla nasıl tembelleştiğimizi fark edemez olduk, bunları konfor sandık. İlk etapta fabrika çıkışlı değil, değirmenden hiçbir katkı maddesi karıştırılmamış unları bulmalıyız. GDO’suyla oynanmamış buğdayı sözgelimi; siyes ununu tercih etmeliyiz. Keşke bir ekmeğin, bir lahmacunun, bir pizzanın vs. evde ne kadar kolay, çabuk ve zevkle yapıldığını bilebilseydik göz göre göre sağlığımızı bu kadar tehlikeye atmazdık. Yine bir ekmek yapmak için gerekli olan mayanın nohut, bal, yoğurt, un karıştırılarak, sadece beş gün bekletilmesiyle ömür boyu kullanacağımız sağlıklı bir maddeye dönüştüğünü; nasıl kolay elde edildiğini bilseydik; dışarıdan ne şekilde hazırlandığı bilinmeyen mayalara hiç mi hiç ihtiyaç hissetmezdik. İnanın hazırladığınız maya ile unu, suyu, tuzu katmanız ve yoğurmanız yalnızca beş dakika alıyor; biraz beklediğinizde ve pişirdiğinizde sağlıklı bir ekmeğiniz oluyor. Dışarıdan aldığınız fazlaca yumuşak ve kabarık görünen; fakat esasta fos olan ekmekleri o şekilde şişiren sistein, aynı zamanda insanları da ebatça şişirmekte, obez yapmaktadır. Ülkemizde 35-70 yaş aralığındaki insanların %52’i obezdir. Bunda Çin tuzu da etkilidir. Ekmeğe katılan katkı maddelerinden biri olan bu tuz, dışarıda tüketilen hemen her yiyeceğe konulmakta, tokluk duygusunu yok ederek, kişilerin açlık hissetmesine neden olmaktadır. Bu da obezite sebebidir.

Her şey o kadar sinsice tasarlanmış ki, bizler bunları keyifle ve severek yiyoruz. Hele ki, reklam sektörünün albenisiyle süslü hale getirilen ölüm tuzakları bizleri gün geçtikçe daha çok içine çekiyor. Neticesinde vücut savunması çöküyor, her türlü hastalığa ve kansere hazır hale geliyoruz konforun esareti altında.

Kararınızı verdiniz mi? Sağlık mı, konfor mu?

Düşünelim lütfen! Nereye götürülmek isteniyor insanoğlu? Bunca oyun ve çaba ne için? Bize dayatılan hayat şekillerini kabul etmek zorunda mıyız? Bu kadar iştahın, konforun, ve teknolojinin esiri olmalı mıyız?

Demem o ki, lütfen biraz daha özen gösterelim kendimize; mutfağa erkek olsun, kadın olsun daha sık girelim ve bundan keyf almanın yollarını bulalım iş işten geçmeden. Yiyeceklerimizi seçerek alalım. Ana kaynağını iyi tespit edelim. Çünkü hiçbir şey göründüğü gibi değil…

Hoşça kalın diyeceğim ama, bunca açmazın içinde ne kadar hoşça kalınırsa(!)…Hayat her şeye rağmen güzel ve biz de ümitvar olalım. Bizler yine de iyi niyetimizi kaybetmeyelim. Sevgiyle, umutla, mutlu ve hoşça kalalım dostlar…



Bu yazı 17273 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
200 Okunma
156 Okunma
134 Okunma
130 Okunma
129 Okunma
124 Okunma
117 Okunma
115 Okunma
107 Okunma
106 Okunma
102 Okunma
100 Okunma
1071 Okunma
865 Okunma
726 Okunma
713 Okunma
677 Okunma
634 Okunma
623 Okunma
524 Okunma
489 Okunma
365 Okunma
281 Okunma
267 Okunma
3777 Okunma
2861 Okunma
1806 Okunma
1481 Okunma
1421 Okunma
1404 Okunma
1371 Okunma
1351 Okunma
1303 Okunma
1290 Okunma
1274 Okunma
1247 Okunma
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
  • YAZARLAR
FOTO GALERİ
  • Atatürk
    Atatürk
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Haber Paketleri Tv Reklamı
    Haber Paketleri Tv Reklamı
  • İsmail Tunçbilek Derdin ne
    İsmail Tunçbilek Derdin ne
  • Aytaç Doğan İç Benim İçin
    Aytaç Doğan İç Benim İçin
  • Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
    Neşet Ertaş Evvelim Sen Oldun
  • Kubat Ötme Bülbül
    Kubat Ötme Bülbül
  • Osmanlı
    Osmanlı
VİDEO GALERİ
YUKARI